Evet, tam olarak kelime bu.
Sevgili halacığımın lügatinden özenle seçilmiş bir sözcük. Sayın Elmas Düzgün
bizlere bu kelimenin “sıkılma” anlamına geldiğini açıkladı. Ve bizler de
kelimeyi bu anlama gelecek şekilde kullanıyoruz. Çok yaratıcı bir aileye
sahibiz.
İlk işim
çetele tutmaya başlamak oldu elbette. En münasip gördüğüm yere çiziklerimi
çekmeye başladım. En nihayetinde zorlu günler bizi bekliyordu ve sayılı günler
tez geçer diye bir laf var idi. Yalnızca varmış. Hiç de tez geç
miyor.
Amcamlar
burada iken yine muhabbet oluyordu. Kalabalık olunca zaman daha çabuk geçiyor
idi. Gece ateşimiz efsaneydi yahu. Melih’in muhteşem doğa konseri bizi bizden
aldı. Tabii benim kusursuz (!) sesim olmasaydı Melih’in performansı çuvallardı
ama neyse ki olaya müdahale ettim. Her şey bir yana hem kuzenler için hem de
bizim için anlık da olsa köy eğlenceli bir hal aldı.
Gözümü
kapatınca fındık gördüğüm doğrudur. Kabuslarım dahi fındıkla ilgili. Her gün de
bir avuç fındık yiyorum utanmadan. Ama bana sorarsanız bundan sonra fındıklı
bi’ şey asla yemem. “Hadi lan ordan!” diyorum sonra kendime. Sen koskoca bir
çikolata düşmanısın. Zaten benim demek istediğim işlenmemiş fındık yemeyecek
olmam. Ellerim el olduğuna pişman oldu. Yerden ve elimde hiçbir koruma olmadan
topluyorum sizlerin severek yediğiniz yemiş olan fındığı. Böyle ellerimde
sevimli dursa da pek bi’ zahmetli kendileri.
Bi’ ellerim
değil fındığın azabına yakalanan. Bu son bahçemize gidiş yolumuz extreme
sporlarına taş çıkaracak cinsten. Zorlu su yolu, yağan yağmurla yumuşayan
toprak, dikenler, ısırganlar… Doğal olarak ayaklarım da çamurdan nasibini
alıyor. “Bunun ne zararı olur şimdi şapşirik.” Dediniz mi? Demeseniz de ben bi’
açıklama yapayım: Normal ayakkabıyla bahçeye gidilmeyeceği için “CİZLAVİT”
denen Karadeniz bölgesine özel teknoloji harikası ayakkabıları giyiyoruz. Sizin
dilinizde “lastik ayakkabı”. Kesinlikle kaymıyor, doğru düzgün eskimiyor. Çoğu
gri rengini kullanırken ben anarşistlik yapıp kahverenkli olanını aldım. Sözde
kendi çapımda moda yaratıyorum. Neyse efendim, bunlar çamura yapışınca çıkması
zor oluyor. Eeee, her ne kadar teknoloji harikası olsa da ayağa yapışmıyor ya.
Çamura yapışan bu ayakkabı ayaktan çıkınca ayağın olduğu gibi çamur oluyor. O
çamur da uzun süre ayakkabımı terk etmiyor.
Son olarak
güldüğüm bi’ şey var ve bunu mutlaka sizlerle paylaşmak istiyorum. “Lombardin”
–eğer yanlış yazmadı isem- denen bir başka bir teknoloji harikası var. Bir gün
çuvalları lombardin’e yüklerken bir de ne göreyim… Artık şoför kendi konforu
için mi yaptı yoksa artık koltuk koltuk olmaktan istifa mı etmiş anlamadım ama
kendinden geçtiği belliydi. Görüntü açıkçası saçma bi’ tebessümde bulunmama
neden oldu. Bakalım sizdeki etkisi ne olacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder