Gece zoraki uyudum. Daha doğrusu sabah uyudum. Niyetim "iki saat uyku bana yeter, sabah onda uyanırım"dı. Olmadı. Baktım annem başımda "Hadi, kuaföre gitmiyo muyuz?" diyo. Baktım ki saat 1, oha!
Oruç tutmadık valideciğimle Çorum'un lanet sıcağında dolaşacağımızdan. Gittik kuaföre, bir sıra var sanki seksenlerdeki "Ne için sıraya girdik biz?" havası gibi. Işığı gören gelmiş. O yetmezmiş gibi bir bebek yoğunluğu vardı. İnsanlar tüm işlerini güçlerini bırakıp çocuk yapmaya karar vermişler. Bi' de bu çocukları seven hanım teyzelerimiz var. İşte o ablalar en az kuyudan çıkan kız Samara kadar sevimsiz. Ayrıca şunu da farkettim ki bir kelime üst üste dörtten fazla söylenince saçma bir hal alıyo. İşte bunu bir de o sevimsiz teyzelerden duymak...
Tamam, bebek Allah'ı var çok tatlıydı. Erkek çocukları da ayrı bi' sevimli oluyor. Ama teyzem öyle bir sevdi ki! "Kara böcüüm, kara böcüüüğğmm, kara böcskhfgsk" sonrası öyle saçma bi' hal aldı. Bunu üst üste söylediğinden artık garip sesler çıkarmaya başladı. Şüphesiz bu bebeklerin hepsi de "çirkin" oluyor. Sorsan "Nazar değmesin diye" söylerler.
Demem o ki canımcığımlarım bu teyzeler başlı başına bir halk kahramanı, efsaneler destanı.
Hani paylaşayım dedim.
Hayat paylaştıkça güz..
:( Tamam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder